Lanetli Bir Gün Gibi
Halen 23’ündeyim temmuzun bilirsin
irislerim büyür ve küçülür bazen. Diriysem, etim benzim atık uzanıyorumdur. Random
sözcüklerle kuruyorum evimi, tahtalar yağmura dayanamaz, hangi iklime elverişli
ki sevdamız. Sevda dedim de tanımıyorum duydum ki evlenmiş. Geçen gün gördüm
ama tanımıyorum, bu isimde birini hiç tanımadım. Kendim kendinin kayıp
şekerleriyle, bir bayramı daha atlatırken. Şeker isteyen çocuklar, bir bardak
kahveye aç sokaklarda kasıla duruyor. Kafasında bir deniz, denizin kıyısına
gitmeyi istemiyor oysa. Her noktadan sonra büyük harfle başlanmaz demişti
birisi, şimdiler de hayalet oluvermiş yok öyle birisi. Arkanda biri mi var?
soru işaretleri seni korkutur birisi falan yoktur.
Halen 23 temmuzdayım bugta kalmış
hissiyatı yaratıyor. Yarın dediğim aslında bugün olduğundan bu hissiyat bi
garipleşiyor. Birkaç insan yüzü göreyim diye bakınmıştım camdan, bir ağaç
gövdesini görebildim. Geceden kalma sigara kırıntılarına ağıtlar yakarken,
şarkıların sesi kulağıma yapışmış. Söylediğim sözlere yalnızca klavyem
tanıkmış. Mışlı geçmiş zaman kargaları, sabaha değin çığırtkan müziklerini
söylerken. İmgenin düşüşleri, bir dağın güneş görmeyen tarafından çıkan suyla
yıkanıyor. Nefes kesici bir dinginlik. Trenlerin taşıdığı cırcır böceklerine
kesilen tek bir bilet. Tembellik haklarını layığıyla yerine getirmelerini
ödüllendiren sistem. Sistem, sistem tarafından sisli bulvarlarda kan seremonisi
dönüşürken, ağaçları kan tutar. Dünya çok güzel bir yer gelsene sen de, boyumu
geçiyor gelemem. Yüzme bilmem ki ben.


Hiç yorum yok:
iletiler