ads

Hakkımda

 Hakkımda yazısı yazmak ne meşakkatli bir iş...

    İnsanlar genel olarak, başka insanlar hakkında fikir edinmek için bunu kullanır. Gerçek yaşamda bu böyle işliyor. Birileriyle tanışırsın, ilgini çeken bir şeyler varsa eğer o kişide onun hakkında bir şeyler öğrenmek istersin. Hakkında hakkında olarak uzayıp gider, nereli olduğu, ne okuduğu, ne iş yaptığı, nelere ilgi duyduğu, hobileri, ıvırı zıvırı ve daha bir sürü şey hakkında konuşur durursun. Tabi işler her zaman istediğin doğrultu çerçevesinde ilerlerse bu böyledir genelde.

    Merhaba,

Ben Mehmet İnce, ailemin bana vermiş olduğu isim bu. 07.08.1994 yılından beri varlığımla birlikte dünya adlı gezegende yaşamaktayım. Bu yaşantımın başından sonuna kadar olan kısımlarını anlatmakla kimseyi boğmak gibi bir derdim yok. Genel klişe şeylerden haz etmesem bile hayatın genel klişeleri çoğu zaman işe yarar olarak karşıma çıkar. Felsefe bölümü öğrencisiyim, daha önce birkaç ilginç tecrübemde oldu tabi.(merak edenler için sosyoloji,makine) Bunların arasında şu an hala sürdürmekte olduğum yalnızca felsefe, diğerleri yarım kalan defterlere eklendi rafta duruyorlar öylece. Bunların yanı sıra, bu yazı işleri ile ilgilenmem tam olarak 2011 yılına tekabül ediyor. O zaman içimde bir şeylerin ters gittiğini anlayıp, biraz saman kağıdı ve bir kalemle içimdeki şeylerin yankılarını aktarmaya başlamıştım. Düzenli ve düzensiz bir biçimde, okuduğum, etkilendiğim şeyler çevresindeki etkilerde dahil oluyordu yazılarıma elbette. Sonra internet ortamı içerisinde 'blogger' adlı ortam ile tanışmam ile neden ben de yapmıyorum şu işi dedim o dönem için.(sonradan aslında neden ben de yapmıyorum demenin o kadar etkili olmadığını gördüm.) Sonrasında gelişen süreç itibari ile uzun bir süre 'ironiselsizinti' adı altında yazılar yazıp paylaşımlarda bulundum yakın çevrem ile sonra bu 'akil pastanesine' evrildi ve son formunu 'hareketsizkaslarım' olarak aldı. Tüm bu alan adlarının benim hayatımın dönümleri olarak bir izdüşüm olduğunu söyleyebilirim. Tabi hepsini tek tek anlatmak demek hakkımdaki şeylerin hakkı ama biraz uzun bir hakkında yazısını kim okur sahi?

  Yazmak eylemim içerisinde, internet ortamı dışında kişisel günlükler ile de uzun bir süre sürdürdüm yazma uğraşımı. Yazma uğraşımın genel konusu, hayatın nasıl yaşanması gerekliliği, doğru bir yaşamın kılavuzu ne olmalıdır üzerine oldu çoğu zaman. Bunların kapsamı içinde, gündelik şeyler, bitmeyen konuşmalar olarak uzadıkça uzadı elbette. Başarılı olmak için alan daraltmasının ne derece önemli olduğunu gördüm. Ama beynim buna pek izin vermiyordu ve her şeye bir şeyler söylemek istiyordu. Ben de öyleyse bunu serbest bırakıp, her şeye bir şey söyledim kendimce ve kilitli günlüklerde saklı olarak tuttum. Her bokologluk denebilir, her şey denebilir. Gördüm ki günümüz durumlarına herhangi bir yorumsuzluk söz konusu olamıyor. Her yapılan hal ve davranışa karşı gelen bir yakıştırma bir sıfat ve kavram oluşuyor gittikçe ve tanımsızlıklardan, hakkında bilmediğimiz kişilerle görüşmekten uzaklaşıyoruz gittikçe 'güven' adını verdiğimiz kavram adına yapıyoruz ve yapmak zorunda kalıyoruz. Neyse ki bunlar çok öznel şeyler, hakkımda fikri de benim adıma takınabileceğiniz ön yargılar olabilirler. Varsın olsunlar zaten, gerçekten dolaysız bir yol kalıp kalmadığını kestiremiyorum artık. Bunca anlatıdan sonra, ilgi duyduğum alanlar hakkında kah alıntılar kah kendi kişisel düşüncelerimi paylaşacağım bu mecra da, olabildiğince bir izlek ve yol arkadaşı olacak bana. Burada yazılacak yazılar, kimilerini sinirlendirip, kimilerini mutlu eder mi orasına bir şey diyemiyorum. Çok öznel olmamak kaydıyla elbette, daha nesnele değin taraf tutucu yazılardan kaçınmayı her zaman ilke edinmişimdir, lakin günümüz yaşantısının buna pek elverişli olmadığını söyleyebilirim. Olsun, içimizdekini dökelim, belki yazıların kalıcılığıyla hiç yoktan aynı dertten muzdarip insanlarla iletişim olanağı yaratmış oluruz düşüncesiyle sürdürülebilir bir şeyler yapmaya uğraşacağım.

Genel çerçeve hakkında iyi veya kötü bir izlenim oluştuğunu düşünüyorum. Hakkımda şeylerden ziyade insanlar her şeyden önce kendilerini hareket geçirecek ve kişisel problemlerine çözümler bulacak, kendilerini yakın, samimi, sıcak hissedecekleri şeyleri görmek ve duymak isterler. Bunları sağlamak için elimden geleni yapacağım dersem, kendime ihanet etmiş olurum. Hiçbir zaman böyle ikiyüzlülükten hoşlanmadım. Hayatım boyunca doğru ve iyinin ne olacağı, nasıl olacağına ilişkin özellikle insan ilişkilerinde olabildiğince naif olabilmeye çalıştım. Kah oldu Kah olmadı olaylarının uzağında söylüyorum. Burada yapacağım şeyler için, kendi kişisel merak konularım ve kişisel gündelik olayların yorumlarını küfemde taşımaya çalışacağım sadece. Her şey birbirine girmeden önce, söyleyeceklerimin azalmasını istediğim için, insan büyüdükçe dünyası küçülüyor diyebilirim. Elbette kendi fanuslarımızın, dünya denen koca fanus için ne derece daraldığını anlamak, olumsuz olarak değil ama iyimserliğinin farkında olmak yine buna rağmen, her ne kadar çoğu kişi için karamsarlık taşıdığım düşünülse de, varlığım çerçevesinde yaşamaktan sevinçliyim. Kimseyi ikna etmek, bir şeylere inandırmak gibi bir derdim yok. Bu noktadan hareketle, paylaşıp, tartışıp sentez yaratılabileceğine de düşünen biriyim... Sona yaklaşmanın sevinciyle hepinize sevgi ve selamlar.

Hiç yorum yok:

iletiler

ads
Tema resimleri Jason Morrow tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.