Kişisel Deliriş/6
Kendilerini
yönetemeyen insanlar, kendilerini yönetmeleri için başka insanları seçiyorlar.
İnsan olmayı, kendisini tanımayı reddediyorlar, en çok insan olmaktan yana
korkumuz. Gittikçe aşağı gördüğümüz hayvanlara imreniyoruz, ne kadar anda
kaldıklarını gördükçe geçmiş ve geleceğimizle ilgili oldukça endişeli hallere
bürünüyoruz. Geçmişimizle sonuna kadar övünüyor, fakat geçmişten ders çıkarmayı
hiç beceremiyoruz. Geçmişin şanlı ve görkemli zamanlarına duyduğumuz özlem,
geleceğimizi inşa etmemiz açısından pek parlak bir zemin sunmuyor bize. Anlamak
istemiyoruz, gerçekten kendi aklımızı kullanmaya cesaretimiz yok! Çünkü bize
öğretilen sorgulamamamız. Allah devletimize zeval vermesin diye söyleniyoruz,
daha bir sürü şeyi yalnızca gücümüzün yetmeyeceğini düşünerek, korkarak
yukarılara en yukarıya havale ediyor ve olduğumuz yere siniyoruz. Sindiğimizle
kalıyor, her eleştiride iktidarın kadiri mutlaklığını daha da perçinliyor ve
oyundan her çekilişimizde yine aynı şeyi yaptığımız için kendi içimizden büyük ikilemlere
düşüyoruz. Doğru olarak sarıldığımız her şeye öylesine sıkı sıkıya bağlıyız ki,
birisi eğer onun aksini iddia ederse ve doğrunun o olmadığını söylerse, onu
direkt bombardımana tutuyoruz ve olmayan hayali veya olan düşüncemizin
karşıtında bulunan yakıştırmalar yaparak o insanları ötekileştiriyoruz. Farklılığa
tahammülümüz yok, yeni olan bize ters kaçıyor, hakikat dediğimiz şeyin
gölgesinde onun buyurduklarına şükrederek veya bu yol için ant içerek
başkalarının ne düşündüğü veya hissetiklerini hiç ama hiç umursamadan
harcıyoruz insanları. Akıllıyız fakat akıllanmıyoruz, herkes dış görünüşünden,
dış seslerden yana epey endişeye kapılıyor ne derler ne düşünürler, güzel olmak
adına her şeyi mübah görüyoruz, kendimizi olduğumuz gibi kabullenemiyoruz çünkü
üzerimizdeki aygıtlar bunun yanlış olduğunu söylüyorlar. Her söylenene kucak
açıyoruz, olanı olduğunu gibi alıp kendi aklımızı yok sayıyoruz. Oysa herkes ne
kadar aklından şüphe etmeyecek kadar emin ve akıllı olduğunu düşünüyor. Düşüyoruz
birlikte, beraber olarak, sen osun ben buyum diyerek bölünüyoruz. En sonunda
esamemiz bile okunmacayak, olsun yaşasın bireycilik. İşimize geleni alıyor,
işimize gelmeyene sanane diyoruz, peki ya sıra bize geldiğinde kimse
kalmadığında onlara ne söyleyeceğiz?



Hiç yorum yok:
iletiler