Gece sürüngenleri /3
Her gün, gün ve gün zaman
bükülüyor. Düşüncelerim bükülüyor. Uzay boşluğunda bir başıma oksijen
yetersizliğine kederleniyorum. Pek şirin yer kürede yaşayan canlılar gibi
yaşamımı sürdürüyorum. Zaman zamansa sürünüyorum arka da '' time to turn ''
çalıyor. Balıklarımla dans ediyorum. O zaman beni böyle kederlendiren dünyaya
sigara yakıp gece yolumu aydınlatıyorum. Geceyi örgütlüyorum kendimce bir
şeylerden bahsediyorum. Kadeh kaldırıyoruz birlikte, zaman kırılıyor bu sefer,
yapıştırmaya oynuyoruz. Ayna bizi izliyor sanki bizi duymuş gibi. Kim
olduğumuzu unutup, gün doğumuna yakına sancılarımızı son esen rüzgâra
bırakıyoruz. Çok fazla şikâyet ediyormuş izlenimine kapılıyor gece. Gece heceliyor
bir şeyler sanırım sarhoş oldu. Pek fazla kimsenin anlamasını beklemediğimi
söylüyorum kısık bir sesle. Ikincil ruhla buluşuyoruz, kelimeleri bir çantaya
koymuş bana gösteriyor. Bunları kullanırsan bunlar; bunları kullanırsan da
bunlar olur diyor. Oysa bunları kullanırsan, un almayı unutmuşum hamur çok
sertleşmiş farkına varamamışım. Bir şeyler anlatmak çoğu zaman yersiz kılıyor. Zaman
ve mekân kavramının olmadığı, konuşulmayan dilin küfürlerinin barındığı eski
ahşap bir bina da plan yaparken buluyoruz kendimizi. Bir şeyler anlatıyorum
yine, saçmalama diyor oysa saçmalayamıyorum ki ben. Güzelliklere açılan kapıdan
söz ediyor yine. Bir gün güzel bir gün çirkin. Keşkeler yok. Belkiler konuşmayı
seviyor. Nereden bahsettiğine dair bir şeyler yürütüyorum kafamda ama
bulamıyorum. Sanırım, sanrım bunlara sebebiyet vermeyeli epey zaman olmuştu. Zaman
kayboluyor...


Hiç yorum yok:
iletiler