Kendime değinir gibi
günler benden hızlı ilerliyordu. gecenin bitimine ve havanın aydınlanmasına yakın bir zaman dilimi tanımlıyordu. oturup düşündüm, aklımın görüş günü yoktu şu günlerde. hapishaneden tek farklı dilediğim zaman sigara almaya dışarı çıkabiliyordum. fazlaca umutsuzluk mübadeleleri dans ediyordu. görüş günüm geldiğinde, hiçbir ziyaretçim yok gibiydi. çimlere bastığımdan dolayıydı belki. bir gerçeklik olarak havanın loşluğu her şeyi izah edebilirdi. ne çok aydınlık ne çok karanlık. kaybetmeye veya kazanmaya oynayan birilerinin olmaması gibi tanımlanabilirdi. elimde olan şeylere baktım, onarabilirim diye düşündüm. onarılacak hiçbir şey kalmadığını görmem bu sefer fazla tedirgin etmedi beni. aksine uzunca zaman sonra iyi hissediyor gibiydim. az çok bilirsiniz, anlıyor musun diye sormuşlardır kimi zaman. yarattığımız kelimelerle, kendi hükmümüzü biçmek için oluşan topluluklarda vardır. Birçok şey gibi bir başınalıkta fazla vaktin olduğunda.( fazla vakti olana saygı duyulmazmış) düşünecek bir sürü vakitten söz ediyorum burada. ama bir limiti var gibi. bir üst evreye geçilebilseydi, sanırım ışık hızına çoktan erişebilirdik. erişimi engellenmiş yasak bir site gibiydim şimdiler de. hayat gibi şaşırtıcı geliyordu yazdıklarım. bir oradan bir buraya zıplayarak devam ediyordum...


Hiç yorum yok:
iletiler