Pisuvar Konuşmaları
Akşamın serinliğinde göğe bakarken, arka kapıdan uçarak
benden uzaklaşan kuşum için üzülmüştüm, duygusal bir çocukluk geçirdiğimi
söyleyemem. Ahmet okuysaydı, iyi çocuktu ama okumadı. Şartlar elvermedi ve
gitti serseri oldu. Tek kuşunu kaybetmiş olan Ahmet’in sayılı günleri kapısında
yazılıydı oysa. Çok geçmeden, kaçırmış olduğu tüm şeylere rağmen, tansığı beklemekten
hiç geri kalmayan kendisine söylendi durdu elbette. İçinden geldiği gibi
bakınırken sağına soluna, omzunda duran yavru serçeye su vermeyi unutmadı
elbette. Şimdiye değin, neyin ne olduğunu tüm bilgilerin içerisinde arayıp
bulmaya çalışırken, uykusundan uyandı bir vakit. Zambaklarla birlikte, maviye
çalan gökyüzünü çalıp kaçan hırsızlara küfürler savurarak seyretti. Suç ve
günah ikisi de ne anlamlı kelimelerdi ve insanın hayatında fazlaca nüfuz
ediyorlardı. İşte böyle bir vakitte yaratmış olmalı Tanrı diyerek, kutsal
kaseyi havaya savurup, gözlerini güzellikler ülkesinde açtı. Açılan gözleriyle
birlikte, göçlerin artması doğru ortantılı bir grafik sergiliyordu. İç açılar,
dış açılardan haracını keserken, içeride yaşamın zorluklarına akıl sır erdiremeyen
kozmos canlıları, şirin mi şirin yıllar
içerisinde yaşlanıyordu elbette. Biz içi sağlam, dışı ise yumuşak bir deriyle
kapladık. Modifiye şart mıydı Tanrım? Şimdi tüm bunlara aldırış etmeden önce,
hiç hayatlarındaki gerçek mananın ne olduğunu, orada bir şapkalı a olsaydı tam
anlamında olacaktı ki yapamadım üzgünüm çocuklar. Bunu deyince kızmayın bana,
kafalarda soru işaretleri, ne diyor acaba bu dingil diye geçirenler, ahlanıp
sızlananlar, kendilerini sıvazlayanlar hepsi aynı cehennemin çocukları değil miydi
sahi? Uzayıp giden günlere dek, içinde bulunduğu anın farkına varamayan
şimdinin çocuklarına bir armağan bu bayram. Evet hadi kutlayalım, hazırlıkları
tamamlayalım, 18. Geminin kalkışını şimdi kulaklarımızda zuhur eden sesleri
duyalım ve yanımızdakilere anlatalım. Şimdi şu an da olan ve olmakta olan,
parmaklarımın bana vermiş olduğu yetkiye dayanarak bu nikahı kıyıyorum size.
Evet oldu şimdi oldu. Hadi buna da bir kılıf uydurup itin götüne sokalım mı
beyler? Onumuruz kel kafamızdır! Hi ye hadi hadi durma sen de gel dünya çok
güzel bir yer dostum.


Hiç yorum yok:
iletiler