Pisuvar Konuşmaları +2
Tutunduğum şeyler beni öldürmeden evvel bir zamandı,
hatırladığım kadarıyla develer çocuklara masal anlatıyordu. Ve kutup ayılarıyla
dans eden çocuklar, hayvan haklarının en önde koruyucuları olmaya ant
içmişlerdi. Gelmiş bulunduğumuz zaman içerisinde, düşüncelerin etrafında,
kabileler gibi kurulmuş insanları gördüm.
Kördüm, birileri bana para verir diye bekledim. Ama kimse beni
görmüyordu, sahi kim kördü? Sorular sorunları, sorunlar soruları, aklın hızında
gelişen, ışık hızını kıskandıran şeylere değin, dünyanın düz mü yoksa yuvarlak
mı olduğu tartışıla gelmiş bulunmakta. Bunların arifesinde, bir arife günüydü
net hatırladım. Hatıralarımı, küçük kavonozlara saklamıştım küçükken, küçükken
küçücükken, cücük biberlerle dost iken, bir varken bir yokken, içerisine
daldığım alemin pek saygın canlıları arasında kendime yer bulamadım. Elbette,
bu yenilgi sayılmazdı, kaçıncı kez yağan yağmurla birlikte, mensubu olduğum
kabileyle çıktığımız o danslar unutulmayacak kadar eğlence barındırıyordu.
Barınaklarımızda sönük bir alev bizi ağırlıyor, gecenin pençelerinde yıldızlardan
yıldızlara atlarken, kafalarımıza aldırış etmeden, ağustos böceklerinin
ışıklarını kendimize kibrit yaptık. Yaktık tüm göğü, ürperirken içimizde bir
dev, gözlerimizden akan zaman için betimsizdi. Tüm bunlara rağmen yine
yılmadan, yorulmadan çabaladık. O kaya parçası her gün yıkılmasına karşın,
karşı olduğumuz ne varsa hepsini içimizde büyüttük ve saldık ormanlara,
ağaçların bunca boynu uzun olmaları bu sebepten, sebepsiz yere yoğun hınca hınç
küfelerimizle yollarda harap olurken, bir arap yarımadasının kıyısında bulduk
kendimizi, elbette bununla bitmez bir serüvenin kapılarını aralamış olduk.
Olmuş bulunduk, sıkıntının beşiğinde, eli kanlı coğrafyalarda at sürerken,
göçebe yaşamlarımıza bir anlam biçtik. Kan akıtıyor ve kan akıyordu
nehirlerden, yazgımız bizi tarihin ortasında kanın çocukları olarak
karalamıştı, akıllıydık lakin akıllanmıyorduk. Ne büyük bir tezat dedi
büyüklerden bir ses, o sesi dinleyipte o ses şarkı yarışmasına katılanlar,
şimdi bunun kaymağını çoktandır yiyorlar. Bizse kaldık ıssızlığımızla bir
yerlerde. Olsundu, olabilecek tüm olasılıkların kenarında, yüzmeyi bilmeyen
mutlu çocuklar olarak kaldık. Neyse ki kendimizi böyle avuturken, avuntunun
direğini sağlamlaştırmak için ne eziyet çekmişiz, sonrası malum bir gündüz bir
gece derken, saksağanlarla saksıları ortak eyledik yazgımıza, yazgımız
yazılmazdan evvel bir tarihe denk düşüyor ve herkes üşüyordu. Hava soğuk,
dışarıda kar var ve rus romanlarına bir gönderme yapmayı istemedik elbette.
Kimdi bu rus romanları sus romanlarını yazıyorduk zaman zaman. Belli bir zaman
için devam ettik…


Hiç yorum yok:
iletiler