Kendimce Şeyler
Rahatsızlık veren şey nedir? İnsanın
yaşamında, rahatsızlık duyduğu şeyleri dile getirmesi ne içindir? Bu soruların
cevapları yine, insanın yaşadığı çevrenin içerisinde bulmak gerekliliği vardır.
‘’ neden ‘’ diye sormanın sonu gelmeyeceği gibi. Birey öncelikle, yaşadığı
çevre içerisinde öncelikle kendi güvenliğini temin altına almak zorunluluğuna
hapsolmuştur. Tüm bunların temelinde yatan şey, bize öğretilen şeylerin
boyunduruğundan değil de nedir? Uygulanmış olan ve izlenmekte olan yolun dışına
adım atılması dahilinde, gelişecek olan ve alınması gereken tedbirleri zorunlu
kılan, tam anlamıyla bize öğretilmiş ve dayatılmış olan şeyler değil midir?
Bireyin, kendi yaşantısı sınırları içerisin de ihtiyaç duyduğu. Yeme içme
barınma ve yaşama hürriyetine, engeller arz eden yine insanların yaratısı olan
normlar değil midir? Değişmesini istediğimiz ve bunun için örgütlemeye,
değiştirmeye çalıştığımız şey. Bir bireyin sıkıntısının, yankı bulması ve güç
istencinden öte nedir? Normal bir yaşantının sınırlarını çizmek oldukça
basitken, yaşamı zorlaştırmak ve çok fazla seçeneğe maruz bırakılmak, bireyin
kendi içinde ki tutarsızlıklarını bize sunmaktadır. Öğrenmiş olduğumuz ve
uygulamaya çalıştığımız, mevcut sistem de tutunabilmek adına, yaptırım kazanan
şeyler. Bunların dışına çıkıldığında, sadece insan olarak yaşamaya çalışmaya
çalışana uygulanan baskının açıklaması nedir? Sesimizi duyurabileceğimiz, ve
bir bütünü oluşturabileceğimiz, kendimizi ayrıştıracağımız, ötekilerden farklı
kılacak olan, yalnızca insan olarak yaşamayı tahayyül etmenin ötesinin
olmaması? Tüm olası olasılıklardan geçip, tüm bakınızlar ve dipnotları atlayıp.
En basite indirgeyerek ilerleme kaydetmeye çalışmak ütopik bir düşünceden öte
ne anlam ifade eder ki? Mevcut sorunların, sorun teşkil eden olayların, aslında
tamamı ile kurgusal olduğunu görmek ve bilmek. Bilmek eyleminin sınırlarında
dolaşan aklın, tüm bunları yıkmaya çalışmasıyla birlikte kendi nevrotik
yapısını keşfetmesi, bundan öte sergileyeceği tutumun yaratacağı zorlukları
görmesi, tüm bu zorluklara meydan okuması gerekliliği, fakat zorlukları
yaratanın gene insanın eliyle gerçekleştiği, gerçeğini ne yapmalıyız? Bir
düşüncenin, başka bir düşünce üzerinde kurmaya çalıştığı, baskı ve tahakkümü
hangi düşünce bertaraf edebilir? Mutlak bir düşün gerçekleşmesi, kötülüğün
çemberinden geçmeden olmayacağı gerçeğiyle birlikte, geçmişten günümüze,
uygulanmaya çalışılan ve eleştirilen yaptırımlar. Mevcut şartlarda, fırsat
dahilinde bir insanın tekeline geçmesiyle gene aynı resimleri önümüze
sunmayacak mı? Öyleyse gerçekten, ‘’ gerçekliğin’’ müphem bir olgu olarak hala
bir sır olması neticesinde. Bireyin yapması gerekli olan ve yaşama devam
edebilmesi için ihtiyaçlarını karşılama gereksinimini ‘’iyi veya kötü’’ olarak
tanımlamadan ve mücadelesinin haklı olarak tanımlamadan önce. Başka hiçbir
yolun gözükmediği gerçeğini ne değiştirebilir? Ne yapmak gerek, büyük resme bakıp
olayları algılayıp, tamamı ile bireysel bir kurtuluş düşünde çabalayıp,
sonrasına bu düşü ilahlaştırıp, küçük tarikatlar oluşturarak ilerlemeye
çalışmanın. Tarihte izdüşümleri mevcutken, olası kutuplaşmaları doğuracağından,
bunu yapmadan ilerlemenin bir mümkünü nedir? Hiçbir şeye değmeden bir şey
olmanın paradoksu içerisinde. Aklın sınırları içinde hiçbir şeyi ilahlaştırıp, yüceltmeden.
Sadece olanı görmekle ve analiz, tahlil ve kritiğini yaparak yol almanın ve
bundan başka bir çıkar yolun yaratılamamasının. Halen eskiden kalma ve üzerine
yeni bir şeylerden konmadan ilerleyerek gidilmeye çalışılan yol artık
aşınmıştır. İstenilen ve arzulanan, iyi yaşamın sınırlarının çizilmesin de
öncül olarak alabileceğimiz şey tam olarak nasıl ifade edilebilir?


Hiç yorum yok:
iletiler