ads

Kişisel Deliriş/3

                  Ne yapmak istediğinizi söyleyin? Söylemek ve eylemek arasında gidip geliyoruz. Yaşamın içerisinde sürekli devinirken, ilişkiler ve olaylar içerisinde zaman aşımına uğruyoruz. Herkes her şeye bir kulp takmayı bildiğinden, kelimelerle sınırlandırmış ağlar ile çevrili etrafımız. Kurtuluş fikri için herkesin cebinde bir plan mevcut, herkesler, herkesleşiyor sanırım. Bir şeylere sınır getirmek içerisinde gerilimini de getirmiyor mu? Çok kez sorumluluk ile harmanlanmış ve koşullanmış şartlarımız altında, ezilmekten şarap dahi olamadığımız zamanlar çok yaklaştı. Yazıma hangi sosu vereceğime kararsızım, bu hayatta yaptığımız birçok şey için çoğu zaman bir belirleyiciye dönüşmüyor mu sahi? Naif sorular sormayı bırakırsam, cevaplarını herkeste farklı gördüğümden tek bir kullanım kılavuzu mevcut olmayan yaşam. İliklerimize kadar işliyor.

                Bazen insan her şeyin ne anlama geldiğini sormaktan kendini alı koymamalı, elbette bu zamanların gelmesi için insanın boş vaktinin, nakite çevirmediği zamanlara ihtiyacı vardır. Fakat sınırlardan söz ederken, çizdiğim sınırın içerisinde dahi istisnai durumlar kaideyi bozguna uğrattığı anlar ola gelmiştir. Gelmiş bulunduğumuz ve düşünme yetisiyle donandığımız bu yer küre de yaşayan tatlı canlılar olarak, belki çok iyimser ya da kötümser olarak. Eyleyen ve düşleyen. Düşerken düşünürken, düş iken olan şey ile varlığıyla etrafı kuşatan ve tasarlayan, anlamaya çalışan şey ile. Şeyler arasında bir şey olarak, sürüngenlerle birlikte, yakıp yıktığımız ve kavgalara tutuştuğumuz günleri geride bırakan bir gün daha. Zaman aşımından bahsetmiştim, sahi bahsetmedim, sözü geçti halbuki. Bunca belirsizlik ve bezginlik ile belirlediğimiz ve sınırlarını çizdiğimiz yaşam. Anlamıyla- anlamsızlığıyla kucaklayıcı ve itici.

                O kadar lafın ardından yarım kalan şeyler olmuştur elbette, hayatta yarım kalmıyor mu zaten bir yerden sonra. Hiçbir şey anlatmayan bir yazıyı, yazmaya uğraşmak ve kimsenin okumayacağını bilerek veya bilmeyerek, sayın okuyucu ve sayılamayan okuyucular arasında gidip gelmek. Derdimiz neydi bunca işe kalkıştık, hiçbir şeyimiz yokmuş gibi. Anlam katmak, ortak anlamlarda anlamlaşmak ve anlama karışarak, daha yaşanılır kılma arzusu ara sıra tırmalamaz mı hiç insanı? Sahi soru sormalar en baştaydı, artık sona yaklaşmanın hüznünü giydiğim şu vakitlerde her bitişin bir başlangıç olduğunu unutuveriyorum. Unutuş, hatırlayışın kaynağı olmasın yoksa?


Hiç yorum yok:

iletiler

ads
Tema resimleri Jason Morrow tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.